• Home
  • |
  • EU Bulletin

İMEAK DTO Temmuz 2026 AB Bülteni

Sayın Üyemiz,

Avrupa'da denizcilik sektöründe enerji verimliliği uygulamaları, deniz çevresinin korunması, dijital dönüşüm, denizcilikte teknolojik uygulamalar ve araştırma alanında meydana gelen güncel gelişmelere ilişkin çeşitli kaynaklardan derlenen haberler bilgilendirme amacıyla aşağıda sunulmaktadır.

1. Dünyanın İlk Çift Yakıtlı Amonyak Tahrikli Yük Gemisi Teslim Edildi

Denizcilik sektörünün düşük ve sıfır emisyonlu yakıtlara geçiş sürecinde önemli bir gelişme yaşanmış olup, çift yakıtlı amonyak tahrik sistemiyle donatılmış dünyanın ilk yük gemisi teslim edilmiştir. 46.000 metreküp taşıma kapasitesine sahip orta ölçekli LPG taşıyıcısı niteliğindeki söz konusu gemi, Güney Kore’nin Ulsan bölgesinde bulunan bir gemi inşa tesisinde tamamlanarak hizmete hazır hale getirilmiştir. Gemi, 2022 yılında sipariş edilen dört adet orta ölçekli LPG taşıyıcısından ilki olma özelliğini taşımaktadır. Yeni inşa gemilerin geliştirilme süreci, tersane, ana makine tasarımcısı, gaz sistemleri tedarikçisi ve klas kuruluşu iş birliğiyle yürütülmüştür. Proje kapsamında özellikle alternatif yakıt kullanımı, operasyonel emniyet, yakıt besleme sistemleri, çift yakıtlı ana makine entegrasyonu ve sıvılaştırılmış gaz taşımacılığına ilişkin teknik gereklilikler dikkate alınmıştır.

Teslim edilen gemide, amonyak yakıtı ile çalışabilecek şekilde tasarlanan ilk çift yakıtlı iki zamanlı ana makine kullanılmıştır. Bu yönüyle gemi, denizcilikte amonyağın yalnızca teorik bir alternatif yakıt seçeneği olmadığını, ticari gemi işletmeciliğinde uygulanabilir bir tahrik çözümü olarak devreye alınmaya başladığını göstermektedir. Amonyak, karbon içermeyen yapısı nedeniyle deniz taşımacılığının karbonsuzlaştırılması kapsamında öne çıkan alternatif yakıtlar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte yakıtın toksik özellikleri, depolama ve yakıt besleme sistemlerine ilişkin teknik gereklilikleri, mürettebat emniyeti, sızıntı yönetimi, havalandırma, algılama sistemleri ve acil durum prosedürleri gibi başlıklarda yüksek seviyede operasyonel güvenlik yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede söz konusu gemilerin geliştirilmesinde operasyonel emniyet temel önceliklerden biri olarak ele alınmıştır. Amonyak ve diğer sıvılaştırılmış gazların taşınmasına ilişkin uzun yıllara dayanan sektör tecrübesi, yeni nesil yakıt sistemlerinin tasarımında ve gemi operasyonlarına entegrasyonunda belirleyici unsur olmuştur.

DNV Alternative Fuel Insight verilerine göre, bugüne kadar amonyak yakıtlı 47 yeni inşa gemi siparişi verilmiştir. Ayrıca üç geminin amonyak yakıtıyla çalışacak şekilde dönüştürüldüğü veya dönüşüm sürecinde olduğu belirtilmektedir. Bu veriler, amonyak yakıtlı gemi projelerinin dökme yük gemileri, konteyner gemileri, gaz tankerleri, kimyasal tankerler, römorkörler ve açık deniz destek gemileri gibi farklı gemi tiplerinde yaygınlaşmaya başladığını göstermektedir. Amonyak tahrikli gemilere yönelik siparişlerin önemli bir bölümü kuru yük taşımacılığı, konteyner taşımacılığı ve kimyasal tanker segmentlerinde yoğunlaşmaktadır. Çin’de inşa edilen çift yakıtlı amonyak tahrikli newcastlemax dökme yük gemilerinin ilk teslimatlarının yakın dönemde gerçekleşmesi beklenmektedir. Ayrıca 1.400 TEU kapasiteli ilk çift yakıtlı amonyak tahrikli konteyner gemisinin de yıl içerisinde teslim edilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında, 26.000 dwt kapasiteli çift yakıtlı amonyak tahrikli kimyasal tankerlerin 2028 ve 2029 yıllarında teslim edilmesi planlanmaktadır. Söz konusu gelişmeler, alternatif yakıt teknolojilerinin yalnızca pilot projelerle sınırlı kalmadığını, orta ve uzun vadeli çarter yapılarıyla ticari deniz taşımacılığına entegre edilmeye başladığını ortaya koymaktadır.

Ticari hizmete giren ilk amonyak yakıtlı gemi ise Japonya’da bir liman römorkörü olmuştur. 2015 yılında inşa edilen söz konusu römorkör, Japonya’nın Green Innovation Fund desteğiyle LNG tahrik sisteminden amonyak yakıtlı tahrik sistemine dönüştürülmüştür. Bu gelişme, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedefleri ve Avrupa Birliği’nin denizcilikte yeşil dönüşüm politikaları bakımından dikkat çekici bir adım olarak değerlendirilmektedir. AB Emisyon Ticaret Sistemi, FuelEU Maritime düzenlemesi ve alternatif yakıt altyapısının geliştirilmesine yönelik düzenleyici çerçeve, denizcilik sektöründe düşük ve sıfır karbonlu yakıtların kullanımını giderek daha stratejik hale getirmektedir. Çift yakıtlı amonyak tahrikli gemilerin hizmete girmesi, deniz taşımacılığında yakıt çeşitliliğinin artırılması, karbon yoğunluğunun azaltılması ve alternatif yakıt tedarik zincirlerinin geliştirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte amonyak yakıtının yaygınlaşması, yalnızca gemi teknolojilerindeki gelişmelere değil, aynı zamanda yakıt üretimi, liman altyapısı, bunkering operasyonları, uluslararası emniyet standartları, klas kuralları ve mürettebat eğitim süreçlerinin eş zamanlı gelişimine bağlı olacaktır. (Kaynak: Lloyd's List Web Sitesi)

2. Enerji Tasarrufu Cihazlarının Sonradan Donatımına Yönelik Standart Sözleşme Çalışmaları İleri Aşamaya Geldi

Deniz taşımacılığı sektöründe enerji verimliliği, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve uluslararası çevre düzenlemelerine uyum hedefleri doğrultusunda önemini artırmaya devam etmektedir. Bu kapsamda, hâlihazırda işletmede bulunan gemilere enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerin sonradan donatımı, denizcilik sektörünün yeşil dönüşüm sürecinde önemli bir uygulama alanı olarak öne çıkmaktadır. Zaman çarteri sözleşmeleri kapsamında gerçekleştirilecek enerji verimliliği odaklı sonradan donatım projelerine yönelik standart ve dengeli bir sözleşmesel çerçeve oluşturulması amacıyla yürütülen çalışmalar ileri bir aşamaya gelmiştir. Hazırlanmakta olan ek sözleşme, gemi donatanları ile çartererler arasında sonradan donatım projelerinin uygulanmasına ilişkin maliyet, risk ve fayda paylaşımının açık, adil ve uygulanabilir şekilde düzenlenmesini hedeflemektedir. Söz konusu çalışma, denizcilik sektöründe güncel olarak karşılaşılan önemli sözleşmesel konulardan birine çözüm sunmayı amaçlamaktadır. Özellikle işletmede bulunan gemilere enerji tasarrufu cihazlarının kurulması halinde ortaya çıkacak yatırım maliyetlerinin, operasyonel risklerin, performans sonuçlarının ve finansal kazanımların taraflar arasında nasıl paylaşılacağı hususu, standart sözleşme hükümleri bakımından kritik önem taşımaktadır.

Hazırlanan ek sözleşmenin temel unsurlarından birini maliyet ve fayda paylaşım mekanizması oluşturmaktadır. Bu mekanizma ile gemi donatanları ve çartererlerin enerji verimliliği projelerine yapıcı şekilde katılım sağlaması, aynı zamanda performans çıktıları ile mali sorumlulukların taraflar arasında şeffaf biçimde belirlenmesi amaçlanmaktadır. Böylece, sonradan donatım projelerinin ticari uygulanabilirliğinin artırılması ve enerji verimliliği yatırımlarının teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Ek sözleşme çalışmaları, denizcilik sözleşmeleri alanında faaliyet gösteren ilgili komite yapısı altında yürütülmektedir. Sürecin dengeli ve temsili bir yapıda ilerlemesi amacıyla gemi donatanları, çartererler ve koruma ve tazmin sigortası temsilcileri dâhil olmak üzere farklı paydaş gruplarının görüşleri dikkate alınmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası denizcilik uygulamalarında esas alınan paydaş katılımı, sözleşmesel denge ve ticari uygulanabilirlik ilkeleriyle uyumlu bir çerçeve sunmaktadır. Çalışmalara ilave olarak, sonradan donatım teknolojileri, performans değerlendirmesi ve enerji verimliliği önlemleri alanlarında deneyime sahip sektör paydaşlarından oluşan geniş katılımlı bir danışma mekanizması da sürece katkı sağlamaktadır. Bu mekanizma, hazırlanacak belgenin farklı gemi tipleri, ticaret hatları ve operasyonel koşullar bakımından uygulanabilir olmasına yönelik pratik görüşlerin değerlendirilmesine imkân tanımaktadır.

Proje hâlihazırda son aşamalarına yaklaşmış olup çalışmaların odağında, gemi donatanları ve çartererler arasında dengeli bir sözleşmesel yapı kurulması yer almaktadır. Bununla birlikte, belgenin hukuki açıdan sağlam, uygulamada kullanılabilir ve gereğinden fazla karmaşık olmayan bir yapıda hazırlanması da öncelikli hedefler arasında bulunmaktadır. Ek sözleşmenin tamamlanmasıyla birlikte, enerji verimliliği odaklı sonradan donatım projelerinde tarafların hak ve yükümlülüklerini daha açık şekilde düzenleyen, sektör ihtiyaçlarına uygun ve uluslararası denizcilik uygulamalarıyla uyumlu bir sözleşmesel araç ortaya konulması beklenmektedir. Bu çerçevenin, denizcilik sektörünün enerji verimliliği yatırımlarını desteklemesi, ticari belirsizlikleri azaltması ve Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm, emisyon azaltımı ve sürdürülebilir ulaştırma hedefleriyle uyumlu uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlaması öngörülmektedir. (Kaynak: BIMCO Web Sitesi)

3. DNV, Gemiler ve Açık Deniz Boru Hatları İçin Hidrojen Rehberi Yayımladı

DNV (Det Norske Veritas – Norveç Menşeli Uluslararası Klas ve Sertifikasyon Kuruluşu), hidrojenin denizcilik yakıtı olarak kullanımı ve hidrojenin açık deniz boru hatları aracılığıyla taşınmasına ilişkin iki yeni tavsiye edilen uygulama dokümanı yayımladı. Bu hafta yayımlanan söz konusu dokümanlar, hidrojenin deniz taşımacılığı ve açık deniz enerji altyapısında uygulanmasına yönelik operasyonel ve teknik hususları ele almaktadır.

RP-0703 “Hidrojenin Yakıt Olarak Kullanımına İlişkin Yetkinlik” başlıklı tavsiye edilen uygulama, hidrojen yakıtlı gemilerin işletilmesinde görev alan gemi insanları, denetçiler ve kara bazlı teknik personel için yetkinlik gerekliliklerini ortaya koymaktadır. DNV’ye göre hidrojen, hâlihazırda faaliyette olan yedi gemi ve sipariş defterinde yer alan 30 gemi ile denizcilik yakıtı olarak giderek daha fazla ilgi görmektedir. Bununla birlikte hidrojenin yaygın kullanımı, sızıntı riski, düşük tutuşma enerjisi ve yüksek basınçlı veya kriyojenik depolama sistemlerinin elleçlenmesine ilişkin endişeler nedeniyle sınırlı kalmaya devam etmektedir.

Söz konusu tavsiye edilen uygulamanın, STCW Sözleşmesi ve ISM Kodu dâhil olmak üzere mevcut düzenleyici çerçeveleri tamamlaması amaçlanmaktadır. Doküman aynı zamanda armatörlere, eğitim kuruluşlarına ve belgelendirme kuruluşlarına, hidrojene özgü operasyonel prosedürler ve acil durum hazırlığı bakımından referans niteliğinde bir çerçeve sunmaktadır.

DNV Maritime Üst Yöneticisi Cristina Saenz de Santa Maria, hidrojenin denizcilikte karbonsuzlaştırma sürecinde izlenebilecek çeşitli yollardan biri olduğunu belirterek, hidrojenin büyük ölçekli demonstrasyon uygulamalarından ticari kullanıma geçebilmesi için etkin emniyet düzenlemeleri ve rehberlerin geliştirilmesinin temel öneme sahip olduğunu ifade etmiştir.

Denizcilik alanına yönelik söz konusu tavsiye edilen uygulama, sektör paydaşlarının katkılarıyla geliştirilmiştir.

DNV ayrıca açık deniz hidrojen boru hatlarına yönelik RP-F123 “Hidrojen Boru Hattı Sistemleri” başlıklı tavsiye edilen uygulamayı da yayımlamıştır. Bu rehber, hidrojen gevrekleşmesi dâhil olmak üzere hidrojene özgü bütünlük risklerini ele almakta ve hem yeni boru hattı projelerini hem de mevcut açık deniz altyapısının hidrojen hizmetine uygun şekilde yeniden yeterlilik değerlendirmesinden geçirilmesini desteklemeyi amaçlamaktadır.

Standart, 2021-2026 yılları arasında yürütülen ve boru hattı işletmecileri, üreticiler ile mühendislik grupları dâhil olmak üzere 37 sektör katılımcısının yer aldığı H2Pipe Ortak Sanayi Projesi kapsamında geliştirilmiştir.

DNV Enerji Sistemleri Kuzey Avrupa Bölge Direktörü ve İcra Başkan Yardımcısı, hidrojenin doğal gazın basit bir varyantı olarak ele alınamayacağını belirtmiştir. Malzeme uygunluğu ve emniyet marjlarına ilişkin boşlukların kapatılmasıyla birlikte proje ekiplerine, projeleri çalışma aşamasından uygulama aşamasına taşımak için ihtiyaç duyulan teknik açıklığın sağlandığını ifade etmiştir.

DNV, boru hattı rehberinin mevcut denizaltı boru hattı standardı DNV-ST-F101’i tamamladığını ve açık deniz boru hattı sistemleri aracılığıyla hidrojen gazı ile hidrojen karışımlarının taşınmasına yönelik ilave tavsiyeler içerdiğini bildirmiştir. (Kaynak: Maritime Carbon Intelligence Web Sitesi)

4. LNG Taşıyıcısının Nükleer Tahrik Sistemine Dönüştürülmesi Değerlendiriliyor

Norveç’te yürütülen kamu destekli bir denizcilik teknolojileri programı kapsamında, mevcut bir LNG taşıyıcısının küçük modüler reaktör teknolojisi kullanılarak nükleer tahrik sistemine dönüştürülmesi seçeneği değerlendirilmektedir. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen program, deniz taşımacılığında nükleer enerjinin teknik ve ticari uygulanabilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu çalışma, program kapsamında ele alınan üç demonstrasyon projesinden biri olarak öne çıkmaktadır. Değerlendirme kapsamında, buhar türbinli tahrik sistemine sahip mevcut bir LNG taşıyıcısının modern küçük modüler reaktör ile donatılmasının ticari, teknik ve operasyonel açıdan uygulanabilir olup olmadığı analiz edilmektedir. Projenin, nihai yatırım kararı ve düzenleyici süreçlere bağlı olmak kaydıyla, 2031 yılı gibi erken bir tarihte hayata geçirilebileceği belirtilmektedir. Bununla birlikte, henüz kesin bir uygulama takvimi veya maliyet bilgisi açıklanmamıştır.

Çalışmada alternatif seçenek olarak, küçük modüler reaktörle tahrik edilecek yeni inşa bir gemi konsepti de değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, deniz taşımacılığında nükleer enerjinin gelişimi için “nükleer koridor” yaklaşımının önem taşıdığı ifade edilmektedir. LNG taşıyıcısı özelinde bu koridorun Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri arasında oluşturulabileceği değerlendirilmektedir. Program kapsamında incelenen diğer demonstrasyon projeleri ise Norveç açık deniz sektörüne yönelik nükleer tahrikli bir açık deniz hizmet gemisi tasarımı ile yüzer nükleer enerji santrali konseptini kapsamaktadır. Norveç açık deniz filosunun yaşlanmakta olduğu ve önümüzdeki on yıl içerisinde önemli ölçüde yenilenme ihtiyacının ortaya çıkacağı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, nükleer tahrik teknolojisinin denizcilik sektörünün uzun vadeli emisyon azaltım hedeflerine katkı sağlayabilecek seçeneklerden biri olarak ele alındığı görülmektedir.

Mevcut alternatif yakıt çözümlerinin, özellikle 2040 yılına yönelik ilave emisyon azaltım beklentileri bakımından sınırlı kaldığı ifade edilmektedir. Biyogaz, amonyak, metanol ve hidrojen gibi yakıtların belirli kullanım alanları bulunmakla birlikte, uzun vadeli ve yüksek enerji yoğunluğu gerektiren denizcilik operasyonları açısından nükleer enerjinin stratejik bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtilmektedir. Söz konusu çalışmalar, denizcilik sektöründe karbonsuzlaşma hedefleri, enerji güvenliği, alternatif yakıt teknolojileri ve yeni nesil gemi tahrik sistemleri bakımından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. (Kaynak: TradeWinds Web Sitesi)

5. Brezilya’daki Suape Liman Kompleksi’nde Konteyner Tarama Kapasitesi Güçlendirildi

Brezilya’nın Pernambuco eyaletinde yer alan Suape Endüstriyel Liman Kompleksi’nde, konteyner muayene süreçlerinin hızlandırılması, tedarik zinciri güvenliğinin güçlendirilmesi ve liman içi operasyonel verimliliğin artırılması amacıyla yeni bir yüksek enerjili konteyner tarama sistemi devreye alınmıştır. Söz konusu yatırım, liman işletmelerinin artan konteyner hacimleri karşısında yük elleçleme süreçlerini daha verimli yürütme, gümrük kontrollerini hızlandırma ve uluslararası güvenlik gerekliliklerine uyumu güçlendirme ihtiyacının arttığı bir dönemde hayata geçirilmiştir. Yeni sistemin, konteyner tarama verimliliğini önemli ölçüde artırması ve denizyolu taşımacılığı hatları, yük sahipleri ile lojistik hizmet sağlayıcıları açısından daha kesintisiz bir yük akışını desteklemesi öngörülmektedir. Rıhtım sahasına yakın bir noktada konumlandırılan tarama sistemi, mevcut terminal operasyon süreçlerine entegre edilmiştir. Bu sayede konteynerlerin fiziki olarak açılmasına gerek kalmadan kontrol edilmesi mümkün hâle gelmektedir. Sistemin konumlandırılmasıyla saha içi trafik akışının iyileştirilmesi, gereksiz kamyon hareketlerinin azaltılması, rıhtım vinçleri ve terminal içi taşıma ekipmanlarında bekleme sürelerinin asgariye indirilmesi hedeflenmektedir.

Konteyner muayeneleri, gümrük idareleri ve güvenlik birimlerinin yük hareketlerine ilişkin daha yüksek görünürlük ve izlenebilirlik talep etmesi nedeniyle liman operasyonlarının kritik unsurlarından biri hâline gelmiştir. Geleneksel fiziki muayene süreçleri, özellikle yüksek hacimli konteyner akışlarında teslim ve çıkış işlemleri öncesinde operasyonel darboğazlara yol açabilmektedir. Yeni tarama sistemi, yüksek enerjili X-ışını teknolojisi aracılığıyla konteyner içeriğine ilişkin ayrıntılı görüntüler oluşturmakta; yükün boşaltılmasına gerek kalmadan kargo yoğunluğu, yük yapısı ve olası düzensizliklerin tespit edilmesine imkân sağlamaktadır. Bu teknoloji, risk esaslı kontrol yaklaşımını destekleyerek anomali tespit edilen durumlarda yetkili makamların daha hedefli ve etkin muayene gerçekleştirmesine katkı sunmaktadır. Sistemin; beyan edilmemiş, uygunsuz veya şüpheli yüklerin tespit edilmesine destek olması, fiziki muayeneden kaynaklanan gecikmeleri azaltması ve konteyner teslim süreçlerini hızlandırması beklenmektedir. Bu yönüyle yatırım, hem liman emniyeti ve güvenliği hem de gümrük mevzuatına uyum bakımından önemli bir operasyonel iyileştirme olarak değerlendirilmektedir.

Uygulama aynı zamanda liman işletmeciliğinde dijitalleşme, otomasyon ve operasyonel görünürlüğün artırılmasına yönelik küresel eğilimi yansıtmaktadır. Konteyner taşımacılığında hacimlerin artmaya devam etmesiyle birlikte terminaller, işlem sürelerini azaltan, risk yönetimini güçlendiren ve tedarik zinciri bütünlüğünü destekleyen teknolojilere daha fazla yönelmektedir. Suape Endüstriyel Liman Kompleksi, Brezilya’nın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerindeki tarımsal ve endüstriyel yük pazarlarına hizmet veren önemli lojistik merkezlerden biri konumundadır. Ana kara yolu ağlarına doğrudan erişimi bulunan kompleks, bölgesel ticaretin gelişimi ve yük akışlarının daha güvenli, hızlı ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesi açısından stratejik önem taşımaktadır. Bu çerçevede devreye alınan yeni konteyner tarama sistemi; gümrük ve güvenlik düzenlemelerine uyumun güçlendirilmesi, liman operasyonlarında verimliliğin artırılması ve uluslararası tedarik zinciri güvenliğinin desteklenmesi bakımından dikkat çeken bir adım olarak öne çıkmaktadır. (Kaynak: BBN BREAKBULK.NEWS Web Sitesi)

Bilgilerinize arz ve rica ederim.

 

                                                                                                          Saygılarımla,

                                                                                                          İsmet SALİHOĞLU
                                                                                                          Genel Sekreter

 

 

 

 

_meak_dto_temmuz_2026_ab_bulteni_hk.pdf